Mağlup

Kuru kuru öğüren falcıları görünce bildim
Haklı kurşunlar tenden çıkarılmaktadır
Bunadı diye karyesinden sürülen seyisin
Yakaladım kısraklara kem bakışını
Çocuk işçilere edilen küfrü de duydum
Mezuniyet yeminlerinde.

Ne imrenilesi bir zengin, ne acınası bir fakir
Metresim hayat, bu akşam yemekte
Yine ruh var diye söylenmektedir
Fırıncılar usanmış, her yalanın her gün
İlk söyleyeni olmaktan
İki kere iflas edince babam, iki kadeh parlatıp
İnanmış padişahın dirildiğine
Son bakire de yazık kara çaputlar bağlamış
Tekfirle beslenen nafile sevdalara.

Yevmiyesini alır almaz aşığına
Kaçmış da berber kalfası
Yol boyu derdiği güllerin kokusu
Beyhude sinmiş gençliğime
Gençlik, ne cilveli bir tekil
Ve güller
Ne eskimez çoğulsa öyle
Ölüm bile demiş eskiler hem ne cüret
Kavuşturası değil iken bizi ölüm bile.

Mühlet


            Elimde eski ölülerden kalma bir mühlet
            Ve çıldırmışçasına yaprak veren
            Ve sadece yaprak veren incir
                       
            Sanma tanıdık şikâyetlerden nadide parçalar topladım sana
            Niçin titriyor ellerim o halde tutmadan çöz
            Ama tut, akıp gidiyor gözlerimden
            Seni helal kılsın diye bandığım tuz
           
            Sensin defalarca üstümde kuruyan düş
            Ve ben son mucizemi bir dilenciye gösterdim
            Can acılarından hazırladığım dürüstlükler kaldı sana
            Şimdi her cildinde bir parmak toz
           
            Dargınlığımı altın çağda kanun bilecekler
            Budur kaçış faslından payıma düşen söz

           

Humma

"Umut'a..."

Bırak ölüleri saymayı da şu çorbanı kaşıkla

Hep peşin ıslandın henüz ortada tek tekecik bulut yokken
Sonra çıkarıp fırlatmış mı altınlarını kaynanasının suratına
Sırtındaki kambur izi sen git kılıç yarası de
Yetmedi kurnasına tüne ot bürümüş çeşmelerin
Yüzünü görmeyi um
Umdun da iyi halt ettin iç şunu sıcakken

Uyutun beni demişsin anneciğine doğru mu?
Katliamdan kaçmış
Sakağı bir kısrakmışsın da sanki
Ateşler içinde yıkılmışsın evceğizine
Mazot ve buz kokuyormuş ceketin
Anlat
Hangi duvar yumrukladı ellerini

Çocukluk arkadaşlarını sayıklamışsın dört dua ile karışık
Bak sakladığın başka sevda varsa söyle
Uç vermiş sol memenden bir köpek dişi söylediler
Boncuklar çıkmış cebinden hepsi kara
Ucu bıçakla açılmış bir kurşun kalem
Yanlış adrese gitmiş veda mektubu
Kırık bir sigara

Kahretmiş kaderinin serlevhası o esmer de kör
Kaç çobanın canını aldı kıskıvrak o rüzgâr da

Yangın




Bir ağustos gecesi

Bir serseri kelebek penceremden dalar da

Bir lokma heyecanı ömrüme katık ederim.

Ter ü taze yılgınlıklar

Alıştığım kokusu yelken yangınlarının

Korkarım sonunda beni

Bu paslı salıncak sesi çıldırtır.



Kim arar otağı

Teninde bir cephe aç derim.

Şekerparemin kavruk fındığı

Bozuk parayla cin çağıran bir çocuktum ben

Bakma sen şimdi şimdi dökülür

Günlüğümden kucağına çıtkırıldım güller

Öpülmemiş bir alın denli aç derim.