Wireless Evil


çocuk kralı öldürdük diyelim ömer
eksilmeyi nasıl başarır yeniden
bu kadın ki kesilmiş işaretli yerinden
ya tövbesinden korkan bu adam
mümkün müdür artık kurtulması
soyu tükenmiş bir günahın
kokusuz lanetinden

çocuk kralı öldürdük diyelim ömer
yuvarladık kanlı kellesini
zigguratın merdivenlerinden
sırtımızda bir çuval bilinç
bataklıkta usta ayaklarımız
ve safımızda dövüşür sandığımız hayaletler
masum kılar mı bunca dudak tiryakisini
kan kurusa bile kurur mu bu iltihap
bu irin bu nekre bu ciret bu cerahat
kurusa da geçer mi ten fotoğraflarından
bir çırpıda göze sinen tiksinti

sabır taşkınında bir asil suikast
çocuk kralı öldürdük diyelim ömer
ölü dillerin dölünden kaç nesil
bir varmış bir yokmuş diye değil
başlamamakla başlıyor bu masal
bak artık sormuyor stajyer avukat
yaşamaya başladım mı diye
çorba dağıtıyor hafta sonları evsizlere
modası geçmez garibanda 
sahicilik minör ve garanti
kocanır koca bir ömür de nasılsa
kara bakır şiirlerle

başlamamakla başlıyor bu masal
bekarlar bir emir bekliyor dağınık kaderlerinden
al
masalı ilkin kendi tadıyor çocuk sahipleri
okulu bırakan çocuklar masalı bırakmıyor
al
bırakmıyor başlasın bakirelerin ladesi
“israfil beklemede!” diyor zurnacı kahvede
al
başlamamakla başlıyor bu masal
devleti saçma bulunca halkın dostları
saçma buluyor devlet halkın etinde
al

çocuk kralı öldürdük diyelim ömer
diyelim ki anladık sakatatçının neşesini
diyelim ki değişmeye geldi kaygı nöbetini uzak dostlar
diyelim ki gece boyu ağrımıza giden ne varsa yersiz
diyelim ki hepsi unutuldu küçük hataların
diyelim ki kalmadı aleyhimize delil
diyelim ki sonunda suçlandık gönlümüzdeki suçla
diyelim ki haklı çıktı çileci günlerimizden kalan gurur
yine senin gibi yetim kalacak sözlerimiz

Vezir Fedası



Biliyorsun, ölüyorum
Tembelliği övdüğüm o boş derste meğer
Çocuklar asude bir kinle zehirlemiş beni
Uykumda boğulduğum bir düş görüyorum

Biliyorsun, ölüyorum
Kime güzel dedilerse her bahar sataştım
Körmüş son sanemin elinden aldığım balta
Hasedimden toy bekçiyle kavgaya tutuştum
Onulmazmış bu düellodan aldığım yara
Gassaller vasiyetimi sordukça gülüyorum:
İlacını ahrazlar aramış dilimdeki kanserin
Kötü şairler ırsi diyor umutsuzluğuma

Ölüyorum, biliyorsun
Ben ölürken evlenmiş Pollyanna ile Gandhi
Ben ölürken tamamlanmış Çin Seddi alelacele
Azar işitmiş zebaniler ve Chaplin
İsmimi yanlış söylemiş filmin sonunda
Sonunda Süleyman’ı deviren tahta biti beni de
Beni de atar elbet intikam tarihçilerinin önüne
Bunu sen biliyorsun uzak bir annelikle
Ölüyorum, biliyorsun

Biliyorsun, ölüyorum
Ve aslında tanışmadık bile
Aramıza girdi en şımarık intihar
Tenimize asfalt döktü en laubali çile
Bırakmadı bende başka hüzne itibar
Siyahlar hep matem, beyazlar ukde
Bu zamansız vezir fedasından beri
Seni umdum aklımdan kan gelene kadar
Ölüyorum, biliyorsun

Death of the Poser


Yeni mucizeler öğrettim içimin papağanlarına
Sanatı ayırdım zanaattan ve meselden vardım masala
İmparatorluktaki hareketleri dürbünle seyran ederken
Militan fırsatlar kolluyordum canıma kastedip
Kasten varmadım canana

Beni değmeksizin erebilmek bitirdi
Değmezmiş diye bunca utanca
Dudak büke büke dikensiz gül anlatımlarına
Ruhumdaki diş ağrısına aldırmamayı ilerlettim
Sesteş bir tesadüfe altın çağı bindirdikçe bittim

Sınıf kinimi de aşk olsun diye çıkarınca elden
Kurucu üyesiydim sonra komploların kuruyasıya
Eşsiz bir kelebek saklardım iç cebimde eskiden
Baba ocağına isabet almış bir firkateynmişçesine dönerdim
Ölüm yerine sürgünü seçtim seçeli
Tanımadan tanıdım insanları
Tatmadan yedim
Ve bile bile doyar doymaz öleceğimi
Hakikatle baş başa bir akşam yemeği